Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

5/recent posts

Display Grid Slider

Grid Slider Styles

Display Trending Posts

Display Author Bio

Yes

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Top Ad unit 728 × 90

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Bu Blogda Ara

Blog Arşivi

Aylık iki yüz bin okunan bir bloğu lisedeyken nasıl kurdum?



Aralık 2010'da hiç bir beklentim olmadan ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmeden açtığım kişisel teknoloji bloğum bir buçuk yıl içinde aylık 200.000 tıklanmaya ulaşmıştı ve bu güne kadar toplam 4 milyon 300 binden fazla okunan bir blog haline geldi. İnternetten öğrendiğim bilgi kırıntılarını, lisede derste öğrendiklerimi ve yaptıklarımı paylaştığım bir site oldu. Bazen sırf hakkında bloğa yazı yazabilmek için öğrendiğim şeyler bile oldu ve insanların dikkatini çekmeyi başardı. Blog, teknoloji dergilerinde yer buldu, satış ve reklam teklifleri aldı, yazıları çalındı ama her şeye rağmen tökezlese bile yıllarca ayakta durmayı sürdürdü. Tabi bu yıllar boyunca bir çok ilginç ve hatırladıkça güldüğüm eğlenceli olay yaşadım. Bu yazıda lise yıllarımda kurduğum teknoloji bloğu MSOTech’in bu yer yer ilginç ve eğlenceli hikayesini anlatacağım. Neden başarılı olduğunu ise buradan okuyabilirsiniz.

İlk site kurma girişimi

İnternet ve bilgisayar ile ilk tanışmam hayatımın erken yıllarında 5-6 yaşında veya daha küçük bir çocukken olmuştu. 7 yaşlarında internette bir oyun sitesi yapıp CD ile oynadığım oyunları internetten herkese oynatabilmek için Microsoft Excel ile tasarımlar yaptığımı hatırlıyorum. Tabi bir internet sitesi nasıl yapılır hiç bir fikrim olmadığı için ve bana öğretecek kimse de olmadığı için bu isteğim kısa sürede yok oldu. 

Daha sonra yıllarca internetsiz yaşadım. Bu yıllar boyunca internetle iletişimim oyun oynamak için sık sık internet kafeye gitmekten ibaretti. Bu nedenle teknoloji konusuna ilgim olmasına rağmen bilgim yoktu. Mesela, email nasıl bir şey bilmediğimden bir arkadaşım benim için bir email adresi almıştı yani durum o derece vahimdi.

İnternet ve dergiler ile aydınlanma çağı

2009 yılında 4GB kotalı bir internetim olmuştu ve gerçekten dünyam değişmiş gibiydi. Suyun içine atılan sünger gibi çekiyordum bilgileri. Özellikle oyun ve program indirmeye ve yüklemeye çalışırken çok şey öğreniyordum.

2009-2010 yıllarında lisede teknoloji dergilerini takip etmeye başladım. O zaman üç büyük teknoloji dergisi vardı. PCWorld, Chip ve PCNet. Bunlardan konuları ilgimi çekenleri alır otobüste eve giderken okurdum. Tabi zamanla bazı teknik konularda yüzeysel de olsa bilgim oluşmaya başladı. Bunun yanında farkında olmasam bile dikkat çekici yazıların başlıkları, içerikleri hakkında bilgi sahibi oluyordum.

2010 yılının Aralık ayıydı. Microsoft Word'de dergi yapma ödevi için, ne gerek varsa artık, dergilerden yararlanarak kendim bir yazı yazmıştım. Dergideki analizlere bakarak işlemci seçimiyle ilgili bir yazı yazıp insanlara tavsiyeler vermiştim, o yazı aslında bloğuma yazacağım ilk yazı olacaktı.

Blogger ile tanışma ve kuruluş

Nasıl keşfettiğimi hatırlamıyorum ama bir akşam Blogger'ı bulmuştum ve www.mustafasalihoguz.blogspot.com adında birazcık uzun bir domain ile bir blog kurmuştum. Blogger'ın berbat hazır tasarımlarından birisini seçip yazdığım "İşlemci Seçimi" yazısını hemen paylaşmıştım.

Daha sonra kafamda sürekli daha neler paylaşabileceğim dönüyordu. Okulda yaptığım PowerPoint sunumlarını, ödevleri paylaşmıştım. Tabi bunlar hiç bir zaman çok tıklanmadı, yıllar sonra kaldırdım zaten.

İlk tutan yazımı iki ay içinde Şubat 2011'de yazmıştım. O dönem internetten Photoshop öğrenmeye çalışıyordum ama bir türlü en eğlenceli şey olan montaj yapmayı yani bir resmi kesip başka birisinin içine koymayı bulamıyordum. En son deneyerek bir şekilde öğrendim ve bunu resimlerle anlatan bir yazı yazdım. Şu ana kadar 130 binin üzerinde tıklanan yazı sitenin en çok tıklanan üçüncü yazısı konumunda.

İsim Değişikliği


Tam zamanını hatırlamamakla birlikte www.mustafasalihoguz.blogspot.com adının çok uzun olduğuna karar verip olası isimler hakkında düşündükten sonra sitenin adını www.mso-tech.blogspot.com olarak değiştirmeye karar vermiştim. Arada neden tire işareti var hatırlamıyorum 😃

Aslında msotech.com diye bir site vardı ve MSO Technologies diye California'da bir firmaya aitti. Bu nedenle ismi koyarken şüphelenmiştirm acaba yapmasam mı diye, acaba MSOTech diye arayıp o siteye mi girerler veya adamlar başıma bela açar mı diye ama bir şey olmadı tabi.

Yıllar sonra yeri geldi blog sitem Google'da onların sitesinin üstünde çıktı ve tabi ki onlardan çok daha fazla ziyaret edilen bir siteye dönüştü.

Sitede çok çeşitli içerikler olduğu için "Teknoloji Adına Herşey" sloganını kullanmaya başlamıştım. Bir süre sonra farkettim ki sitede teknoloji adına her şey yok, sonra sloganı "Teknoloji Adına Herşeyden Biraz" diye değiştirdim. Hala değiştirmediğim şey ise "Herşey" yazarken yaptığım imla hatası. Birisi bana bu konuda mail bile gönderdi 😂

MSOTech CHIP Dergisi Ayın Web Sitelerinde


Benim için MSOTech'in en heyecanlı anlarından birisi 2011 Kasım ayında, her ay alıp okuduğum Chip dergisi tarafından MSOTech'in ayın web siteleri sayfasına koyulması olmuştu. Onlara ben mail atmıştım ama dergiyi otobüste okurken bir anda karşıma çıkınca heyecandan ne yapacağımı bilememiştim. Aslında Kasım 2011 son dört ayın en düşük görüntülenme sayısına sahipti. Yani dergide çıkmış olmanın, mantıklı birisinin de tahmin edebileceği gibi  sitenin ziyaretçi sayısına çok bir etkisi olmadı ama bu beni çılgınca sevinmekten ve bunu tanıdığım herkese göstermekten alıkoymadı.

Son zamanlarda rastladığım bu gönderide PCNet dergisinin de MSOTech'i Temmuz 2011'de paylaştığını gördüm. Belkide dergide de yer almıştı ama ben o sayıyı kaçırmıştım bilemiyorum, pdf formatında bulamadım dergiyi. Temmuz 2011'e baktığımda ziyaretçi sayısının 2.000'den 15.000'e yükselerek neredeyse on altı kat arttığını gördüm. Tabi bunun sebebini bu paylaşıma bağlamak çok gerçekçi olmaz, çünkü bu aylar en çok okunan yazılardan bazılarını yazdığım aylardı.

Ziyaretçilerin yavaş yavaş ama kararlı artışı

MSOTech'in daha pek ziyaret edilmediği zamanlar her gün Blogger'a girer kontrol ederdim kaç kişinin girdiğini. Mayıs 2011 civarında ayda toplam bin kişi girdiği zaman inanılmaz mutlu olmuştum. Bin kişiyi bir arada hayal edip ne kadar da çok insan okuyor yazılarımı diyordum.

Daha ilk zamanlarda günde 840 kişi siteye girince heyecanlanıp hemen ekran görüntüsü almıştım :)
Mayıs 2012'de anlamlandıramadığım bir şey oldu ve bir ay içinde toplam 117.000 tıklanma oldu. Bir sonraki ay 229.000'e ulaştı bu sayı ve Ekim'de tekrar 126.000 düşene kadar 3 ay devam etti. Siteleri ziyaretçilerine göre sıralayan alexa.com'a göre Haziran 2012'de MSOTech dünyada en çok ziyaret edilen 340 bininci sitesi olmuştu. Ama ben, bunun bir liseli teknoloji bloğu için baya iyi bir sayı olduğunun kesinlikle farkında değildim.

Aslında Aralık 2010'dan Haziran 2012'ye kadar bir buçuk yıl geçmişti, yani ziyaretçi sayısı yavaş yavaş artarken uzun bir zaman geçmişti. Yazılarımın pek okunmamasına rağmen yazmaya devam etmiştim. Doğru yazıları yazdığım zaman ise etkisini hızlı bir şekilde görmüştüm.

İki Milyon Kez Okunan Yazıyı Tesadüfen Yazmam (veya Derlemem😐) 


O zamanlar insanların indirmesi için yüklediğim dosyaları Fileserve diye bir siteye yüklüyordum ve insanlar oradan indiriyorlardı. Bir gün Türkiye'den bu siteye erişim engellendi. Yüklediğim hiç bir şey kullanılamıyordu. Ben de bu engeli aşmanın bir yolunu bulmak için araştırma yaptım ve DNS adresini değiştirerek yasağın aşılabileceğini öğrendim. Sitemde bunun nasıl yapılacağını anlatmam gerekiyordu ve bunu hızlı yapmam gerekiyordu. Hemen internette bir kaç siteden nasıl DNS adresi değiştirilir adlı yazıları topladım kopyaladım, düzenledim ve kaynağını belirterek DNS Ayarları Değiştirme yazımı yayınladım. Bütün Türkiye bunu bekliyormuş gibi yazı okunmaya başladı. Aslında hiç aklımda yokken bir tesadüf eseri yayınladığım bu yazı yaklaşık 2.000.000 kere tıklandı. Tabi sitenin lokomotifi oldu. Buna en yakın oyunlara crack yapmayı anlattığım yazı ise 800.000'in biraz üzerinde okundu.

Reklam Teklifi ile İlk Paramı Kazanmam


2012 yazında üç ay boyunca aylık 230.000 tıklanma aldığım zamanlar bir gün birisi bana mail attı reklam vermek istiyordu, fiyat istedi. O zamana kadar bireylerden veya firmalardan reklam almak gibi bir şey aklıma gelmemişti. Google Adsense reklam yayınlamaya çalışmıştım ama sitemdeki telif hakkı içeren içeriklerden dolayı başaramamıştım.

Reklam için ne fiyat söylemem gerektiğinin de kesinlikle farkında değildim ama heyecanlanmıştım.  İnternetten araştırdım ve bir fiyat söyledim ama "kazıklanmadığımdan" emin olmak istiyordum. Alakasız forumlara yazdım pek tatmin edici bir cevaba ulaşamadım. Aynı reklamı yayınlayan bir siteyi buldum ve bir mail atarak naif bir şekilde kaç para aldıklarını sordum. Bana reklam teklifi veren kişi kısa bir süre sonra 
"Maalesef bu yazdığın da bana geldi :) Çünkü bu site de bizim sitemiz. Ama inan sana verdiğim reklam ücreti iyi bir ücretti."
diye bana geri döndü. Yani bana reklam teklifi gönderen adama kaç paraya reklam alıyorsunuz diye sormuştum. Rezalet bir andı.

Sonunda 150TL'ye bir aylık banner reklam için anlaşmıştık. Hayatımda internetten ilk defa para kazanmam böyle olmuştu. Hatta o paranın 80 lirası ile Yüzüklerin Efendisi'nin tek cilt kitabını satın aldığımı hatırlıyorum.

Bu reklam anlaşması bir ay sonra bitti. Fiyat konusunda hiç yardımcı olmadığım için ve büyük ihtimalle reklamlardan iyi performans alınamadığı için iptal etmişlerdi. Bundan çok sonra, internettte sitelere reklam verenlerin listelerini çıkardım ve onlarca yere mail attım. Olumsuz dönüş bile nadiren gerçekleşti.

Bloğa Satın Alma Teklifi


2013 yılı Kasım ayında blog için satın alma teklifi geldi. Tabi yine ne fiyat söyleyeceğimi bilemedim. Etraftan bu işten az çok anlayanlara sordum yanlış hatırlamıyorsam 2.000 - 3.000 lira edebileceğini söylediler. Şimdi sırada karar aşaması vardı. Adımı, emeğimi kattığım, onlarca saat emek verdiğim, güzel anılar yaşadığım sitemi satmalı mıydım? 2.000 liraya değer miydi? Bundan sonra yazmaya başlasam daha çok kazanabilir miydim?

Bu soruların cevabını vermekte zorlansam da en son 6.000 liraya pazarlığı başlatıp satabileceğime karar verdim. Satın almak isteyen kişi bu sayıyı çok gördü ve pazarlık bile etmedi. Karşılık olarak
"hocam blogun fiyatı 6000 tl demişşsin incelediğim kadarıylada aslında fiyatı  olabilir bir fiyat yani blogun okadar eder gerçekten , ama benim şu an verebileceğim bir fiyat değil yani durumum suan o kadar parayı yatıracak kadar iyi değil." 
dedi ve bu fırsat burada kaybolmuş oldu.

Şu anda 2.000 lira için yine olsa yine satmam ama bu geçen zaman diliminde o kadar para kazanamadım hatta onu geçtim Aralık 2010'da kurduğumdan beri toplam 500 lira ancak kazanmışımdır siteden. Yani maddi olarak mantıklı bir tercih değildi ama bloğumun manevi değeri benim için buna değerdi.

6.000 liraya satın almak isteyen olursa satabilirim bu arada. 5.000'de olur 😀 

Bakanları Kör Eden Site Tasarımları

İlk başladığımda sitenin tasarımı bakanı komaya sokan bir durumdaydı. Blogger'ın hazır temalarından birisini seçip arka planına Matrix'in yeşil siyah tasarımını koymuştum teknoloji çağrıştırması için. Yukarıdaki, oyunlardan keserek yaptığım banner ise tamamen site içeriğiyle alakasızdı ve aynı zamanda üstünde sitenin ilk çirkin logosu yer alıyordu.

Bir gün stajda, o zaman beğendiğim ve hala yayına devam eden bir bloğa rastladım ve bloğum için öneri istedim. İçeriğini çok beğendi ama tasarımı değiştirmem gerektiğini söyledi. Nasıl yapıldığını öğrendim ve hazır Blogger temalarından sönük bir temayı aldım siteme uyarladım. Site şahtı şahbaz oldu.

Yıllar sonra ne kadar kötü olduğunu fark ettim. Mobil cihazlarda ve küçük ekranlarda kötü duruyordu zaten. Bende başka bir tema buldum. Bu seferki Blogger teması güzeldi ama ben yine saçma sapan bir hale getirmeyi başardım. Monitörümün renkleri sönük gösterdiğini başka bir cihazdan siteye girince yaşadığım göz yanması ile anladım. Seçtiğim renkler göz yakıyordu, siteye bir girenin bir daha unutamayacağı kesindi. (Bu arada başından beri bütün tasarımların ortak noktasının yeşil olduğunu fark ettim bunu yazarken. Ne kadar da alakasız bir renk aslında)
Aslında buradan iyi tasarımın önemli olmakla birlikte her zaman şart olmadığını, içeriğin her zaman daha önemli olduğunu ve kaliteli içeriğin berbat tasarımları bile kurtarabileceğini görebiliriz. Sitenin yıllar içinde geçirdiği aşamaları web arşivinden inceleyebilirsiniz.

Bedava Logo Tasarımı ve Diğer Hizmetler

Bir dönem bedavaya logo tasarımı yapmaya karar verdim. Zevk için yapıyordum, biraz da portföy oluşturabileceğimi düşünüyordum. Beklenenin aksine bedava logo yaptırmak isteyen çok kişi çıkmıyordu. Belki kötü tasarımlar ortaya çıktığı içindi, evet bazı çok kötü tasarımlar yaptım ve kesinlikle ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ama denedim.Gerçekten yaptıklarımı kullananlar bile oldu.

Ayrıca bir dönem her ay izlediğim filmlerden altı kategoride tavsiye veriyordum. Bir zaman sonra tabi bazı kategorilerde film bulamamya başladım. İnternette en iyi korku filmleri diye aratıp yazıyordum. Bu uygulamayı kaldırana kadar 14.000 kişi film tavsiyelerini okumuş.

Bir diğer uygulamam da her ay küçük bir yazılımı tanıtıp indirme linki paylaşmamdı. Bu fikri aldığım dergilerden bulmuştum. Onlar her ay bedava yazılımlar dağıtıyordu ben de öyle yapmak istedim. CCleaner, VLC ile başlayıp Adobe programlarına kadar paylaşmışsam da çok ilgilenen olmamıştı.

Photoshop'u yeni yeni öğrendiğim zamanlardı, bu tasarımları maruz görmek lazım, sitenin geri kalanının tasarım kalitesi ile bütünleşiyor 😀

Bu da neden yaptığım bilinmez MSOTech toolbar'ı. İnternet tarayıcınıza bunu ekleyip her an bloğa girmek için kullanabiliyordunuz. O kadar gereksizdi ki ben bile kullanmıyordum.

Ortaya Çıkan Kopyalar


MSOTech'de yayınladığım bazı yazıları aynen kopyalayıp kendi yazıları diye paylaşan siteler ortaya çıktı. Bazılarını çok geç fark ettim ve fark edince de malesef bir şey yapamadım çünkü emek hırsızlığı yapan kişinin zaten size veya kendisine saygısı olsa öyle bir şey yapmaz veya kaynak belirtir. 

Buradaki ironi de şu; yazılarımın bir kısmında oyun, film, programları illegal indirmeyi gösterirken ve yasakları aşarak internette dolaşmayı anlatırken birileri de benim yazılarımı kopyalıyordu. Bunun için biraz da bunu hak etmiş olabilirim.

Atılan Yüzlerce Yorum

Yorumlara sıra gelince birbirinden komik onlarca yorum çıkar tabi ama MSOTech'dek asıl ilginç durum siteyi ilk açtığım zamanlar yorumları sadece benim yazıyor olmamdı. Yazıyı yayınladıktan belli bir süre sonra adsız bir şekilde "Teşekkürler güzel olmuş" gibi yorumlar yazıyordum. Bunu neden yapıyordum bilmiyorum, başkalarını da yorum yazdırmak istiyordum galiba. Onu neden istiyordum bilmiyorum, takdir edilme arzusundandı galiba.

Şu anda kadar sildiklerim hariç toplam 751 yorum var sitede ve bunların önemli bir kısmı bana ait. Tabi kendime teşekkür etmeyi kısa bir zaman sonra, artık insanlar yorum atmaya başlayınca bıraktım. Artık insanların yorumlarına ve sorularına cevap vermeye başladım. Sürekli gelen, aynı ve genellikle saçma sorulara.

Bilgisayar oyununu yüklerken sorun yaşayan nereden buluyorsa gelip Crack Yapmak (Resimli Anlatım) yazımın altına yorum atıyordu. Ben de bıkmadan cevapladım bu soruları uzun bir süre. Tabi belli bir zamandan sonra ben de cevaplamayı bıraktım.

Bana mail ile ve hatta Facebook üzerinden ulaşarak soru soranlar da oldu. Bazılarını seneler sonra gördüm, yardımcı olabildiğime oldum.

Gerileme Dönemi


Zamanla derslerin ve üniversite sınavının araya girmesi ile aylık on binlerce tıklanma alan teknoloji blogumu ihmal etmeye başladım. Zamanla da MSOTech'de yazmaya olan ilgimi kaybettim.
Çünkü nihai amaç olarak bize biçilen hedef "üniversiteyi kazanmaktı" ve bütün zamanımızı bu hedef uğruna harcamamız gerektiği, bütün geleceğimizin buna bağlı olduğu söyleniyordu bize.
Site bir zaman sonra çöplük ve eski bir siteye dönüşmeye başlamıştı, bu da yeni yazılarımı orada yazmamam gerektiğini hissettirdi bana. İlginç bir şekilde, her şeye rağmen 2017'de hala aylık 10.000'e yakın tıklanma alıyor, belli konularda arama motorlarında başta çıkıyor ve popüler yazılar hala okunmaya devam ediyor.

Not: Eğer yazıda buraya kadar inmeyi başardıysanız gerçekten teşekkür ediyorum. Bir de hepsini okuduysanız hayranınız olduğumu bilmenizi isterim.
QuickEdit
Mustafa Salih Oğuz
2 Yorum
Bu Gönderiyi Paylaş :

You Might Also Like

2 yorum:

[name=Mustafa Salih Oğuz] [img=https://4.bp.blogspot.com/-R8F8zxkrQGQ/WbgFUMIL3sI/AAAAAAAAOjI/aY0bR7-gXrgKrCqBy6kDbcwS-FdKAnD7ACLcBGAs/s200/MSO.PNG] [description=Bilgisayar Mühendisi, Blogger, Teknoloji Meraklısı, Girişimci, Tasarımcı, Oyun Geliştirici, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğrencisi.] (Facebook=http://www.facebook.com/mustafasalihoguz) (Twitter=http://www.twitter.com/MSalih_Oguz) (Youtube=http://http//www.youtube.com/user/technomantube) (Github=http://github.com/salihoguz) (Linkedin=http://www.linkedin.com/in/mustafasalihoguz)