Theme Layout

Boxed or Wide or Framed

Theme Translation

Display Featured Slider

Featured Slider Styles

5/recent posts

Display Grid Slider

Grid Slider Styles

Display Trending Posts

Display Author Bio

Yes

Display Instagram Footer

No

Dark or Light Style

Top Ad unit 728 × 90

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Bu Blogda Ara

Blog Arşivi

İlk Bloğumun Başarılı Olmasının 5 Sebebi


İçerik sitem beklenmedik başarıya ulaşırken yaptığım ve herkesin yapabileceği 5 şey. 


İlk bloğumun beklediğimin çok üstünde bir başarıya ulaştığı sıralarda başarılı bir içerik sitesi kurmak ve içerik üretmek konusunda bir çok şey öğrendim. Aralık 2010'da lise 2. sınıfta kurduğum blog sitesi birinci yılın sonunda aylık 30.000, bir buçuk yıl içinde de aylık 200.000'in üzerinde tıklanma alan kendi standartlarında başarılı bir bloğa dönüşmüştü. Yazı yazmayıp ilgisiz bıraktığım site zamanla, ihmalden dolayı ziyaretçi kaybetti. MSOTech'in eğlenceli hikayesini buradan okuyabilirsiniz. Siteyi kurduğum günden itibaren, yaptığım bir çok doğru ve yanlış hareket sayesinde başarılı bir içerik sitesi kurmak için gereken bir çok şey öğrendim. Tabii bu öğrendiklerim her konu ve mecradaki içeriklere uymayabilir. Bu yazıda madde madde öğrendiklerimi paylaşacağım.

1. Zamansız Yazılar Yazdım

Zamansız derken kastettiğim İngilizcede "timeless" diyebileceğimiz eskimeyen yazılardır. Eskimeyen yazılar üzerinden seneler geçse de hala tazeliğini koruyabilecek, okuyucu çekebilecek ve okuyan insanların beğenisini kazanacak yazılardır. Eğer son zamanlarda olmuş bir olayı haber yaparsanız bir ay sonra onu kimse okumayacaktır ve bir ay içinde okunduğu ile kalacaktır. Eğer beş sene sonra bile okunsa okuyucuya bir şeyler ifade edecek yazılar yazarsanız sürekli okunabileceği için okunma sayısı her geçen yıl artacaktır. Bütün yazılarınız için bunun geçerli olduğunu düşünürseniz zamanla okunma sayınız katlanarak artacaktır.
Her okunmayı bir damlaya benzetirsek, eskimeyen yazılar sürekli açık bir musluk görevi görecektir.
Bunu daha iyi anlamak için bir örnek verelim. Yazdığımız yazıya her tıklanma bir damla su olursa, bir ay içinde eskiyecek yazı bize sadece bir ay için su sağlayacaktır. Bu taşıma suyla değirmen döndürmeye benzer çünkü siz bir ay için yazmayı bırakırsanız sitenize giren insan sayısı yok denecek kadar az olacaktır. Eğer zamansız yani eskimeyen yazılar yazarsanız size sabit ve hatta katlanarak artan bir su kaynağı sağlayacaktır. Bunu da bir musluğa benzetebiliriz çünkü siz siteyi açık tuttuğunuz sürece, sürekli yazı yazmasanız bile okuyucu gelmeye devam edecektir. Damlaya damlaya göl oluşturmak istiyorsak taşıma su ile yapmaktansa onlarca musluk açarak bunu daha kolay yapabiliriz.

MSOTech'de yazdığım yazıların bir kısmı güncel teknoloji ile ilgili haber veya incelemelerdi. O yazıları kısa sürede kimse okumaz oluyordu çünkü teknoloji hızla ilerliyordu. Diğer bir kısmı ise öğretici bir içeriğe sahipti ve yıllar geçse dahi o konu hakkında bilgi almak isteyen bir insan yazıyı okuyup konuyu öğrenebilirdi. Öyle de oldu. Milyonlarca okunan yazılarımın tamamı bu eskimeyen yazılardı.

Benim yazılarım eğitici içeriğe sahip olduğu için eskimeyen içerik üretmek kolay oldu ama her konuda böyle olmayabilir. Yine de kendi alanınızda böyle yazılar bulabilirsiniz. Mesela film inceleyecekseniz yeni çıkan modern filmlerin yanında kült, klasik filmleri de inceleyerek veya bu filmler ile ilgili eğlenceli içerikler üreterek her daim izlenen, eskimeyen bu filmlerden faydalanmış olursunuz.

2. En İyi SEO Taktiğini, Kaliteli İçeriği Kullandım

Siteler, arama motorlarında görünürlüklerini arttırmak ve dolayısıyla ziyaretçi sayılarını arttırmak için Search Engine Optimization (SEO) denilen tekniklere başvururlar. Bunlar da zamanı gelince önemli olmakla birlikte daha çok okunmak için yapılması gereken şey aslında çok daha basit ve bariz; kaliteli içerik üretmek. Tabi burada kaliteli içeriği tanımlamak gerekiyor. Farklı blog çeşitlerine göre değişebilse de ana hatlarıyla okuyucuya değer katacak, bir ihtiyacını karşılayacak, çok iyi zaman geçirmesini sağlayacak içerikleri kaliteli olarak sınıflandırabiliriz. Yazı, okuyucunun yazıya tıklama amacını karşılamalı. Yani eğer birisi aradığı bir bilgiye ulaşmak için yazıya tıkladıysa ve aradığını bulamadıysa o yazı yeterince kaliteli değil demektir, okuyucu kısa sürede siteden çıkar, bu da siteye zarar verir.
Clickbait (tıklama tuzağı) kesinlikle kaçınmanız gereken bir yöntem.
İngilizcede "clickbait" diye adlandırılan tıklama tuzağı, ilgi çekici ve yanıltıcı başlıklarla
okuyucunun ilgisini çekmeye yarar. Haber sitelerince çok kullanılır ve içeriği tamamen çöplüktür, aynı cümleyi evirip çevirip farklı şekillerde yazarlar ve yazı sona erer. Çok tıklanacağı düşüncesi ile yapılır ama sitenin imajına hem insanların gözünde hem de arama motorlarının gözünde zarar verir. Bundan dolayı kaliteli içerik üretmek uzun vadede clickbait yazılardan daha çok fayda sağlayacaktır.

Mucizevi bir şekilde MSOTech'de yazdığım kaliteli yazıların daha çok insan tarafından bulunduğunu ve sürekli tıklandığını farkettim. Diğer baştan savma yazdığım yazılar veya çok tıklanacağını düşündüğüm yazılarda aynı performansı göremedim. Bunun nedenlerinden birisi kaliteli içeriğin daha çok okunması dolayısıyla arama motorlarında daha yukarılarda çıkması. Bir diğer ise insanların yazınızdan beklediğini ve hatta daha üstünü bulurlarsa o yazıyı paylaşacak olmaları ve yazının daha fazla kişiye ulaşacak olması.

Kaliteli yazı nasıl yazılır bunun için kesin bir şablon yok tabi ama yazarken yazınızı kimin okumak isteyeceğini, okuyanın o yazıdan ne elde etmek isteyeceğini düşünürseniz, okuyucunun beklentisini en iyi şekilde karşılayacak ve hatta beklentilerini aşacak bir yazı yazmak için aklınızda daha net bir şeyler belirecektir.

Kaliteli içerik yazdıktan sonra ise pazarlama ve SEO gibi yöntemlere başvurmak okuyucularınızı arttıracaktır mutlaka. Sosyal medyada, forumlarda sitenizin veya yazılarınızın reklamını yapabilirsiniz. Sadece benim gibi sürekli reklam yaptığınız için forumlardan defalarca banlanmamaya dikkat edin yeterli. SEO yöntemlerini de internette rahatlıkla bulabilirsiniz. Eğer sitenize arama motorlarından ziyaretçi gelmesini bekliyorsanız bu ziyaretçi sayınızda artış sağlayacaktır. Tabi söylediğim gibi uygulayabileceğiniz en iyi SEO tekniği kaliteli içerik üretmek olacaktır.

3. Kendi İlgi ve İhtiyaçlarım Bana Yol Gösterdi

Fotoğraf Konstantin Dyadyun - Unsplash
Yazı yazmak her zaman zevkli bir iş olmayabiliyor. Sürekli orijinal ve kaliteli içerik fikri bulmak ve bunu iyi bir şekilde yazıya dökmek beklenenden de zor bir iş olabiliyor. Bunu aşmak için benim kullandığım yöntem, ilgimi çeken konularda yazmak veya ihtiyaç duyduğum ama internette ihtiyacımı yeterince karşılayabilen bir yazı bulamadığım konularda yazmak oldu.

İlgi duyulan konuda yazmak tabi ki fikir üretme ve fikri yazıya dökme aşamasında çok büyük yardımcı oldu çünkü insanın sevdiği konuda araştırma yaparak zaman geçirmesi keyifli bir süreçtir. Bunun yanında sırf tıklanması için popüler bir konu ile ilgili de yazabilirsiniz ama bu sefer o aşkla şevkle yapılan çalışma ve ortaya çıkan özenli iş olmayacak yerini vasat  ve yazarken işkence çekilmiş bir yazı alacak. Eğer bir hobiniz, sevdiğiniz bir mesleğiniz veya toplumda yaratmak istediğiniz belli bir etki varsa ne ile ilgili yazabileceğiniz konusunda iyi bir fikriniz var demektir.
İhtiyacımı bulamadığım zaman çözümü öğrenip ben yazdım ve fark ettim ki benimle aynı ihtiyacı paylaşan çok kişi vardı.
Kendi ihtiyaçlarımdan yola çıkarak yazı yazmam ise bambaşka bir dönüş noktası oldu çünkü fark ettim ki benim ihtiyaç duyduğum bilgilere başkaları da ihtiyaç duyuyordu ve bu açığı ben kapatıyordum. Bunu başta farkında olmadan yapıyordum. Yeni öğrendiğim bir şey olduğu zaman bununla ilgili bir yazı yazıyordum veya araştırıp da açık bir şekilde aradığımı anlatan bir yazı bulamadığım zaman bir çok kaynaktan okuyup öğrendiğimi açık ve sade bir şekilde ben anlatıyordum. MSOTech'de en çok tıklanan ve toplamda milyonlarca kez tıklanmış olan yazılarımı böyle yazmıştım.

4. Bunu Para İçin Yapmadım

Photo by Vitaly on Unsplash
Maddi bir kazanç beklentisi ile yazmak içerik kalitesini azaltabileceği gibi beklenen seviyeye ulaşamazsa motivasyonun kaybolmasına da yol açabilir. Maddi kaygıyla da çok tıklanacak yazılar yazmaya çalıştıkça bunun ucu clickbait'e doğru gidebilir ve bir zaman sonra site çöplüğe dönüşebilir. 

Ayrıca uzun süre blog yazmak (veya herhangi bir şey yazmak da diyebiliriz) yüksek seviyede motivasyon ve kararlılık gerektirir. Hiç bir şey yapmamak çok kolayken düşünmek, konu bulmak, kaliteli yazılar yazmak ve bunu pazarlamak çok zahmetli bir iş. Eğer bu iş tamamen maddi bir kaygıyla yapılıyorsa blog işinde o kadar da çok para olmadığı keşfedildiğinde veya tatmin edici bir miktar kazanıncaya kadar çok uzun zaman geçeceği anlaşıldığında yazma motivasyonu düşecektir.

İlk başladığımda blog yazarak para kazanmak aklımdan bile geçmiyordu. Geçse de nasıl para kazanabilirim bilmiyordum. Blogda yazma sebebim sadece insanlara faydalı olmak bildiklerimi paylaşmaktı. 
Bundan dolayı maddi bir kazanç göremediğimde motivasyonum düşmedi. Aksine insanlara faydalı olduğumu gördükçe motivasyonum arttı. bu da beni bir süre yazmaya devam etmeye itti.

Bir zaman sonra reklam alarak ilk paramı kazanmıştım. Sonra daha fazla kazanmak istedim. Ne zaman para kazanmak için yazmaya başladıysam kaliteli yazılar çıkmamaya başladı. Ayda on yazı yazarken artık yılda beş yazı yazmaya başladım çünkü reklam verecek kimse bulamıyordum, Google reklamlarının kazandırdığı paralar da çok komik miktardaydı. Zamanla maddi bir şey kazanamadığım için MSOTech'de yazmaktan sıkıldım. 

5. Acele Etmedim

Photo by Jeremy Bishop on Unsplash
Blog yazmaya başlayınca ilk günden büyük bir takipçi topluluğu ve yazıları okuyan milyonlarca kişi beklemek pek doğru olmaz. Ama zamanla, sabırla ve ısrarla yazmaya devam edince hem daha iyi yazılar çıkmaya başlar hem de bir takipçi kitlesi ortaya çıkabilir. Bu nedenle bir kaç ay yazıp hiç kimse okumuyor diye bırakmamak gerekiyor. Hatta ilk üç ay pek bir şey beklememek lazım diyebilirim.
Beklentim en baştan milyonlarca kişi tarafından okunmak, popüler olmak olmadığı için her küçük ilerleme beni mutlu etmeye yetti ve beni daha fazla yazmaya itti.
Uzun süre yazdığım yazılar çok az okundu. Ama ben her okuyan kişiye bir şeyler kattığımı düşündüğüm için mutlu oluyordum. Bundan dolayı yazımı yüz kişi de okusa bin kişi de okusa her birine tek tek değebildiğim hissettiğim için motivasyonum hiç azalmadı. Aksine ben yazdıkça artan okunma sayıları beni daha da çok teşvik etti.
QuickEdit
Mustafa Salih Oğuz
0 Yorum
Bu Gönderiyi Paylaş :

Aylık iki yüz bin okunan bir bloğu lisedeyken nasıl kurdum?



Aralık 2010'da hiç bir beklentim olmadan ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmeden açtığım kişisel teknoloji bloğum bir buçuk yıl içinde aylık 200.000 tıklanmaya ulaşmıştı ve bu güne kadar toplam 4 milyon 300 binden fazla okunan bir blog haline geldi. İnternetten öğrendiğim bilgi kırıntılarını, lisede derste öğrendiklerimi ve yaptıklarımı paylaştığım bir site oldu. Bazen sırf hakkında bloğa yazı yazabilmek için öğrendiğim şeyler bile oldu ve insanların dikkatini çekmeyi başardı. Blog, teknoloji dergilerinde yer buldu, satış ve reklam teklifleri aldı, yazıları çalındı ama her şeye rağmen tökezlese bile yıllarca ayakta durmayı sürdürdü. Tabi bu yıllar boyunca bir çok ilginç ve hatırladıkça güldüğüm eğlenceli olay yaşadım. Bu yazıda lise yıllarımda kurduğum teknoloji bloğu MSOTech’in bu yer yer ilginç ve eğlenceli hikayesini anlatacağım. Neden başarılı olduğunu ise buradan okuyabilirsiniz.

İlk site kurma girişimi

İnternet ve bilgisayar ile ilk tanışmam hayatımın erken yıllarında 5-6 yaşında veya daha küçük bir çocukken olmuştu. 7 yaşlarında internette bir oyun sitesi yapıp CD ile oynadığım oyunları internetten herkese oynatabilmek için Microsoft Excel ile tasarımlar yaptığımı hatırlıyorum. Tabi bir internet sitesi nasıl yapılır hiç bir fikrim olmadığı için ve bana öğretecek kimse de olmadığı için bu isteğim kısa sürede yok oldu. 

Daha sonra yıllarca internetsiz yaşadım. Bu yıllar boyunca internetle iletişimim oyun oynamak için sık sık internet kafeye gitmekten ibaretti. Bu nedenle teknoloji konusuna ilgim olmasına rağmen bilgim yoktu. Mesela, email nasıl bir şey bilmediğimden bir arkadaşım benim için bir email adresi almıştı yani durum o derece vahimdi.

İnternet ve dergiler ile aydınlanma çağı

2009 yılında 4GB kotalı bir internetim olmuştu ve gerçekten dünyam değişmiş gibiydi. Suyun içine atılan sünger gibi çekiyordum bilgileri. Özellikle oyun ve program indirmeye ve yüklemeye çalışırken çok şey öğreniyordum.

2009-2010 yıllarında lisede teknoloji dergilerini takip etmeye başladım. O zaman üç büyük teknoloji dergisi vardı. PCWorld, Chip ve PCNet. Bunlardan konuları ilgimi çekenleri alır otobüste eve giderken okurdum. Tabi zamanla bazı teknik konularda yüzeysel de olsa bilgim oluşmaya başladı. Bunun yanında farkında olmasam bile dikkat çekici yazıların başlıkları, içerikleri hakkında bilgi sahibi oluyordum.

2010 yılının Aralık ayıydı. Microsoft Word'de dergi yapma ödevi için, ne gerek varsa artık, dergilerden yararlanarak kendim bir yazı yazmıştım. Dergideki analizlere bakarak işlemci seçimiyle ilgili bir yazı yazıp insanlara tavsiyeler vermiştim, o yazı aslında bloğuma yazacağım ilk yazı olacaktı.

Blogger ile tanışma ve kuruluş

Nasıl keşfettiğimi hatırlamıyorum ama bir akşam Blogger'ı bulmuştum ve www.mustafasalihoguz.blogspot.com adında birazcık uzun bir domain ile bir blog kurmuştum. Blogger'ın berbat hazır tasarımlarından birisini seçip yazdığım "İşlemci Seçimi" yazısını hemen paylaşmıştım.

Daha sonra kafamda sürekli daha neler paylaşabileceğim dönüyordu. Okulda yaptığım PowerPoint sunumlarını, ödevleri paylaşmıştım. Tabi bunlar hiç bir zaman çok tıklanmadı, yıllar sonra kaldırdım zaten.

İlk tutan yazımı iki ay içinde Şubat 2011'de yazmıştım. O dönem internetten Photoshop öğrenmeye çalışıyordum ama bir türlü en eğlenceli şey olan montaj yapmayı yani bir resmi kesip başka birisinin içine koymayı bulamıyordum. En son deneyerek bir şekilde öğrendim ve bunu resimlerle anlatan bir yazı yazdım. Şu ana kadar 130 binin üzerinde tıklanan yazı sitenin en çok tıklanan üçüncü yazısı konumunda.

İsim Değişikliği


Tam zamanını hatırlamamakla birlikte www.mustafasalihoguz.blogspot.com adının çok uzun olduğuna karar verip olası isimler hakkında düşündükten sonra sitenin adını www.mso-tech.blogspot.com olarak değiştirmeye karar vermiştim. Arada neden tire işareti var hatırlamıyorum 😃

Aslında msotech.com diye bir site vardı ve MSO Technologies diye California'da bir firmaya aitti. Bu nedenle ismi koyarken şüphelenmiştirm acaba yapmasam mı diye, acaba MSOTech diye arayıp o siteye mi girerler veya adamlar başıma bela açar mı diye ama bir şey olmadı tabi.

Yıllar sonra yeri geldi blog sitem Google'da onların sitesinin üstünde çıktı ve tabi ki onlardan çok daha fazla ziyaret edilen bir siteye dönüştü.

Sitede çok çeşitli içerikler olduğu için "Teknoloji Adına Herşey" sloganını kullanmaya başlamıştım. Bir süre sonra farkettim ki sitede teknoloji adına her şey yok, sonra sloganı "Teknoloji Adına Herşeyden Biraz" diye değiştirdim. Hala değiştirmediğim şey ise "Herşey" yazarken yaptığım imla hatası. Birisi bana bu konuda mail bile gönderdi 😂

MSOTech CHIP Dergisi Ayın Web Sitelerinde


Benim için MSOTech'in en heyecanlı anlarından birisi 2011 Kasım ayında, her ay alıp okuduğum Chip dergisi tarafından MSOTech'in ayın web siteleri sayfasına koyulması olmuştu. Onlara ben mail atmıştım ama dergiyi otobüste okurken bir anda karşıma çıkınca heyecandan ne yapacağımı bilememiştim. Aslında Kasım 2011 son dört ayın en düşük görüntülenme sayısına sahipti. Yani dergide çıkmış olmanın, mantıklı birisinin de tahmin edebileceği gibi  sitenin ziyaretçi sayısına çok bir etkisi olmadı ama bu beni çılgınca sevinmekten ve bunu tanıdığım herkese göstermekten alıkoymadı.

Son zamanlarda rastladığım bu gönderide PCNet dergisinin de MSOTech'i Temmuz 2011'de paylaştığını gördüm. Belkide dergide de yer almıştı ama ben o sayıyı kaçırmıştım bilemiyorum, pdf formatında bulamadım dergiyi. Temmuz 2011'e baktığımda ziyaretçi sayısının 2.000'den 15.000'e yükselerek neredeyse on altı kat arttığını gördüm. Tabi bunun sebebini bu paylaşıma bağlamak çok gerçekçi olmaz, çünkü bu aylar en çok okunan yazılardan bazılarını yazdığım aylardı.

Ziyaretçilerin yavaş yavaş ama kararlı artışı

MSOTech'in daha pek ziyaret edilmediği zamanlar her gün Blogger'a girer kontrol ederdim kaç kişinin girdiğini. Mayıs 2011 civarında ayda toplam bin kişi girdiği zaman inanılmaz mutlu olmuştum. Bin kişiyi bir arada hayal edip ne kadar da çok insan okuyor yazılarımı diyordum.

Daha ilk zamanlarda günde 840 kişi siteye girince heyecanlanıp hemen ekran görüntüsü almıştım :)
Mayıs 2012'de anlamlandıramadığım bir şey oldu ve bir ay içinde toplam 117.000 tıklanma oldu. Bir sonraki ay 229.000'e ulaştı bu sayı ve Ekim'de tekrar 126.000 düşene kadar 3 ay devam etti. Siteleri ziyaretçilerine göre sıralayan alexa.com'a göre Haziran 2012'de MSOTech dünyada en çok ziyaret edilen 340 bininci sitesi olmuştu. Ama ben, bunun bir liseli teknoloji bloğu için baya iyi bir sayı olduğunun kesinlikle farkında değildim.

Aslında Aralık 2010'dan Haziran 2012'ye kadar bir buçuk yıl geçmişti, yani ziyaretçi sayısı yavaş yavaş artarken uzun bir zaman geçmişti. Yazılarımın pek okunmamasına rağmen yazmaya devam etmiştim. Doğru yazıları yazdığım zaman ise etkisini hızlı bir şekilde görmüştüm.

İki Milyon Kez Okunan Yazıyı Tesadüfen Yazmam (veya Derlemem😐) 


O zamanlar insanların indirmesi için yüklediğim dosyaları Fileserve diye bir siteye yüklüyordum ve insanlar oradan indiriyorlardı. Bir gün Türkiye'den bu siteye erişim engellendi. Yüklediğim hiç bir şey kullanılamıyordu. Ben de bu engeli aşmanın bir yolunu bulmak için araştırma yaptım ve DNS adresini değiştirerek yasağın aşılabileceğini öğrendim. Sitemde bunun nasıl yapılacağını anlatmam gerekiyordu ve bunu hızlı yapmam gerekiyordu. Hemen internette bir kaç siteden nasıl DNS adresi değiştirilir adlı yazıları topladım kopyaladım, düzenledim ve kaynağını belirterek DNS Ayarları Değiştirme yazımı yayınladım. Bütün Türkiye bunu bekliyormuş gibi yazı okunmaya başladı. Aslında hiç aklımda yokken bir tesadüf eseri yayınladığım bu yazı yaklaşık 2.000.000 kere tıklandı. Tabi sitenin lokomotifi oldu. Buna en yakın oyunlara crack yapmayı anlattığım yazı ise 800.000'in biraz üzerinde okundu.

Reklam Teklifi ile İlk Paramı Kazanmam


2012 yazında üç ay boyunca aylık 230.000 tıklanma aldığım zamanlar bir gün birisi bana mail attı reklam vermek istiyordu, fiyat istedi. O zamana kadar bireylerden veya firmalardan reklam almak gibi bir şey aklıma gelmemişti. Google Adsense reklam yayınlamaya çalışmıştım ama sitemdeki telif hakkı içeren içeriklerden dolayı başaramamıştım.

Reklam için ne fiyat söylemem gerektiğinin de kesinlikle farkında değildim ama heyecanlanmıştım.  İnternetten araştırdım ve bir fiyat söyledim ama "kazıklanmadığımdan" emin olmak istiyordum. Alakasız forumlara yazdım pek tatmin edici bir cevaba ulaşamadım. Aynı reklamı yayınlayan bir siteyi buldum ve bir mail atarak naif bir şekilde kaç para aldıklarını sordum. Bana reklam teklifi veren kişi kısa bir süre sonra 
"Maalesef bu yazdığın da bana geldi :) Çünkü bu site de bizim sitemiz. Ama inan sana verdiğim reklam ücreti iyi bir ücretti."
diye bana geri döndü. Yani bana reklam teklifi gönderen adama kaç paraya reklam alıyorsunuz diye sormuştum. Rezalet bir andı.

Sonunda 150TL'ye bir aylık banner reklam için anlaşmıştık. Hayatımda internetten ilk defa para kazanmam böyle olmuştu. Hatta o paranın 80 lirası ile Yüzüklerin Efendisi'nin tek cilt kitabını satın aldığımı hatırlıyorum.

Bu reklam anlaşması bir ay sonra bitti. Fiyat konusunda hiç yardımcı olmadığım için ve büyük ihtimalle reklamlardan iyi performans alınamadığı için iptal etmişlerdi. Bundan çok sonra, internettte sitelere reklam verenlerin listelerini çıkardım ve onlarca yere mail attım. Olumsuz dönüş bile nadiren gerçekleşti.

Bloğa Satın Alma Teklifi


2013 yılı Kasım ayında blog için satın alma teklifi geldi. Tabi yine ne fiyat söyleyeceğimi bilemedim. Etraftan bu işten az çok anlayanlara sordum yanlış hatırlamıyorsam 2.000 - 3.000 lira edebileceğini söylediler. Şimdi sırada karar aşaması vardı. Adımı, emeğimi kattığım, onlarca saat emek verdiğim, güzel anılar yaşadığım sitemi satmalı mıydım? 2.000 liraya değer miydi? Bundan sonra yazmaya başlasam daha çok kazanabilir miydim?

Bu soruların cevabını vermekte zorlansam da en son 6.000 liraya pazarlığı başlatıp satabileceğime karar verdim. Satın almak isteyen kişi bu sayıyı çok gördü ve pazarlık bile etmedi. Karşılık olarak
"hocam blogun fiyatı 6000 tl demişşsin incelediğim kadarıylada aslında fiyatı  olabilir bir fiyat yani blogun okadar eder gerçekten , ama benim şu an verebileceğim bir fiyat değil yani durumum suan o kadar parayı yatıracak kadar iyi değil." 
dedi ve bu fırsat burada kaybolmuş oldu.

Şu anda 2.000 lira için yine olsa yine satmam ama bu geçen zaman diliminde o kadar para kazanamadım hatta onu geçtim Aralık 2010'da kurduğumdan beri toplam 500 lira ancak kazanmışımdır siteden. Yani maddi olarak mantıklı bir tercih değildi ama bloğumun manevi değeri benim için buna değerdi.

6.000 liraya satın almak isteyen olursa satabilirim bu arada. 5.000'de olur 😀 

Bakanları Kör Eden Site Tasarımları

İlk başladığımda sitenin tasarımı bakanı komaya sokan bir durumdaydı. Blogger'ın hazır temalarından birisini seçip arka planına Matrix'in yeşil siyah tasarımını koymuştum teknoloji çağrıştırması için. Yukarıdaki, oyunlardan keserek yaptığım banner ise tamamen site içeriğiyle alakasızdı ve aynı zamanda üstünde sitenin ilk çirkin logosu yer alıyordu.

Bir gün stajda, o zaman beğendiğim ve hala yayına devam eden bir bloğa rastladım ve bloğum için öneri istedim. İçeriğini çok beğendi ama tasarımı değiştirmem gerektiğini söyledi. Nasıl yapıldığını öğrendim ve hazır Blogger temalarından sönük bir temayı aldım siteme uyarladım. Site şahtı şahbaz oldu.

Yıllar sonra ne kadar kötü olduğunu fark ettim. Mobil cihazlarda ve küçük ekranlarda kötü duruyordu zaten. Bende başka bir tema buldum. Bu seferki Blogger teması güzeldi ama ben yine saçma sapan bir hale getirmeyi başardım. Monitörümün renkleri sönük gösterdiğini başka bir cihazdan siteye girince yaşadığım göz yanması ile anladım. Seçtiğim renkler göz yakıyordu, siteye bir girenin bir daha unutamayacağı kesindi. (Bu arada başından beri bütün tasarımların ortak noktasının yeşil olduğunu fark ettim bunu yazarken. Ne kadar da alakasız bir renk aslında)
Aslında buradan iyi tasarımın önemli olmakla birlikte her zaman şart olmadığını, içeriğin her zaman daha önemli olduğunu ve kaliteli içeriğin berbat tasarımları bile kurtarabileceğini görebiliriz. Sitenin yıllar içinde geçirdiği aşamaları web arşivinden inceleyebilirsiniz.

Bedava Logo Tasarımı ve Diğer Hizmetler

Bir dönem bedavaya logo tasarımı yapmaya karar verdim. Zevk için yapıyordum, biraz da portföy oluşturabileceğimi düşünüyordum. Beklenenin aksine bedava logo yaptırmak isteyen çok kişi çıkmıyordu. Belki kötü tasarımlar ortaya çıktığı içindi, evet bazı çok kötü tasarımlar yaptım ve kesinlikle ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ama denedim.Gerçekten yaptıklarımı kullananlar bile oldu.

Ayrıca bir dönem her ay izlediğim filmlerden altı kategoride tavsiye veriyordum. Bir zaman sonra tabi bazı kategorilerde film bulamamya başladım. İnternette en iyi korku filmleri diye aratıp yazıyordum. Bu uygulamayı kaldırana kadar 14.000 kişi film tavsiyelerini okumuş.

Bir diğer uygulamam da her ay küçük bir yazılımı tanıtıp indirme linki paylaşmamdı. Bu fikri aldığım dergilerden bulmuştum. Onlar her ay bedava yazılımlar dağıtıyordu ben de öyle yapmak istedim. CCleaner, VLC ile başlayıp Adobe programlarına kadar paylaşmışsam da çok ilgilenen olmamıştı.

Photoshop'u yeni yeni öğrendiğim zamanlardı, bu tasarımları maruz görmek lazım, sitenin geri kalanının tasarım kalitesi ile bütünleşiyor 😀

Bu da neden yaptığım bilinmez MSOTech toolbar'ı. İnternet tarayıcınıza bunu ekleyip her an bloğa girmek için kullanabiliyordunuz. O kadar gereksizdi ki ben bile kullanmıyordum.

Ortaya Çıkan Kopyalar


MSOTech'de yayınladığım bazı yazıları aynen kopyalayıp kendi yazıları diye paylaşan siteler ortaya çıktı. Bazılarını çok geç fark ettim ve fark edince de malesef bir şey yapamadım çünkü emek hırsızlığı yapan kişinin zaten size veya kendisine saygısı olsa öyle bir şey yapmaz veya kaynak belirtir. 

Buradaki ironi de şu; yazılarımın bir kısmında oyun, film, programları illegal indirmeyi gösterirken ve yasakları aşarak internette dolaşmayı anlatırken birileri de benim yazılarımı kopyalıyordu. Bunun için biraz da bunu hak etmiş olabilirim.

Atılan Yüzlerce Yorum

Yorumlara sıra gelince birbirinden komik onlarca yorum çıkar tabi ama MSOTech'dek asıl ilginç durum siteyi ilk açtığım zamanlar yorumları sadece benim yazıyor olmamdı. Yazıyı yayınladıktan belli bir süre sonra adsız bir şekilde "Teşekkürler güzel olmuş" gibi yorumlar yazıyordum. Bunu neden yapıyordum bilmiyorum, başkalarını da yorum yazdırmak istiyordum galiba. Onu neden istiyordum bilmiyorum, takdir edilme arzusundandı galiba.

Şu anda kadar sildiklerim hariç toplam 751 yorum var sitede ve bunların önemli bir kısmı bana ait. Tabi kendime teşekkür etmeyi kısa bir zaman sonra, artık insanlar yorum atmaya başlayınca bıraktım. Artık insanların yorumlarına ve sorularına cevap vermeye başladım. Sürekli gelen, aynı ve genellikle saçma sorulara.

Bilgisayar oyununu yüklerken sorun yaşayan nereden buluyorsa gelip Crack Yapmak (Resimli Anlatım) yazımın altına yorum atıyordu. Ben de bıkmadan cevapladım bu soruları uzun bir süre. Tabi belli bir zamandan sonra ben de cevaplamayı bıraktım.

Bana mail ile ve hatta Facebook üzerinden ulaşarak soru soranlar da oldu. Bazılarını seneler sonra gördüm, yardımcı olabildiğime oldum.

Gerileme Dönemi


Zamanla derslerin ve üniversite sınavının araya girmesi ile aylık on binlerce tıklanma alan teknoloji blogumu ihmal etmeye başladım. Zamanla da MSOTech'de yazmaya olan ilgimi kaybettim.
Çünkü nihai amaç olarak bize biçilen hedef "üniversiteyi kazanmaktı" ve bütün zamanımızı bu hedef uğruna harcamamız gerektiği, bütün geleceğimizin buna bağlı olduğu söyleniyordu bize.
Site bir zaman sonra çöplük ve eski bir siteye dönüşmeye başlamıştı, bu da yeni yazılarımı orada yazmamam gerektiğini hissettirdi bana. İlginç bir şekilde, her şeye rağmen 2017'de hala aylık 10.000'e yakın tıklanma alıyor, belli konularda arama motorlarında başta çıkıyor ve popüler yazılar hala okunmaya devam ediyor.

Not: Eğer yazıda buraya kadar inmeyi başardıysanız gerçekten teşekkür ediyorum. Bir de hepsini okuduysanız hayranınız olduğumu bilmenizi isterim.
QuickEdit
Mustafa Salih Oğuz
2 Yorum
Bu Gönderiyi Paylaş :
[name=Mustafa Salih Oğuz] [img=https://4.bp.blogspot.com/-R8F8zxkrQGQ/WbgFUMIL3sI/AAAAAAAAOjI/aY0bR7-gXrgKrCqBy6kDbcwS-FdKAnD7ACLcBGAs/s200/MSO.PNG] [description=Bilgisayar Mühendisi, Blogger, Teknoloji Meraklısı, Girişimci, Tasarımcı, Oyun Geliştirici, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğrencisi.] (Facebook=http://www.facebook.com/mustafasalihoguz) (Twitter=http://www.twitter.com/MSalih_Oguz) (Youtube=http://http//www.youtube.com/user/technomantube) (Github=http://github.com/salihoguz) (Linkedin=http://www.linkedin.com/in/mustafasalihoguz)